ben aşk’tan n’anlarım bayan?

Yayınlandı: 25/07/2011 benibozmaz tarafından Uncategorized içinde

“vasiyetimdir:
dalgınlığınıza gelmek istiyorum
ve kaybolmak o dalgınlıkta”

insan ruhen dolu zihnen yoksul olunca içinde birikenleri dışarı aktarabilmesi çok sancılı oluyor. duygularını ifade etmek, böyle blog köşelerine tavşan boku gibi yazılar yazmanın ötesinde bir çabayı gerektiriyor. ruhumda dönüp duranlara biraz uzaktan baktığımda 8 farklı kamerayla çekilmiş bağımsız bir filmi seyreder gibiyken iş yazıya dökmeye geldiğinde kısır kediler gibi anca miyavlayabildiğimi görüyorum. tam da şimdi olduğu gibi. bu gibi anlarda şükrediyorum. iyi ki şiir varmış, diyorum. şiir de olmasaydı kendi yoğunluğumda boğulur ölürdüm yavaş yavaş.

cumartesi gecesi böyle kendi kendini vurmaya çalışan dolu bir tabanca gibi kıvrılıp bükülürken yine şiire koştum. aklımdaki tek şiir didem madak’a aitti. siz aşk’tan n’alarsınız bayım. didem madak 1970 doğumlu genç bir şair. uzun yıllar hukuk fakültesinde okumuş, çok sıkıntı çekmiş, çok güzel şiirler yazmış. istanbul’da avukat ve 3 yaşında bir kız çocuk annesi. ben didem’in hayatına dair çok detay biliyordum. kendisiyle tanışmasam da çevresinden çok yakınından birkaç insanla yakındım bir zamanlar. 2000 yılının izmir sıcağında okumuştum ilk şiirini. bornova’da bir pastanede… dün gece de o şiire koştum ve kitabı aramak zor geldiği için internetten arattım. karşılaştığım ilk sonuç didem madak’ın dün, yani 23 temmuz 2011 günü öldüğü haberini veriyordu. o an neler hissettiğimi, o şiiri tekrar tekrar ne halde okuduğumu yazamam buradan. anlatabilecek kadar kuvvetli bir kalemim olsa da ruhumu ortaya serecek cesaretim olmadığından uzak dururum.

türk şiiri belki de en kadın şairini kaybetti. erkek şairlere öykünmeden, tüm hissedişiyle bir kadının sesinden okudum bendidem madak’ın bütün şiirlerini. gülten akın ve nilgün marmara’ya beraber bir kadının ruhuna, yaşamına en kendimi en yakın hissettiğim şiirlerin şairiydi didem madak.. ruhunun önünde minnet ve saygıyla eğiliyorum.

SİZ AŞK’TAN N’ANLARSINIZ BAYIM?

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
alt katında uyumayı bir ranzanın
üst katında çocukluğum…
kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
havı dökülmüş yerlerine yüzümün
büyük bir aşk yamadım
hayır
yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım…
saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
aşk diyorsunuz ya
ben istemenin allahını bilirim bayım!

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
balkona yorgun çamaşırlar asmay
ki uçlarından çile damlardı.
güneşte nane kurutmayı
ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
insan kaybolmayı ister mi?
ben işte istedim bayım.
uzaklara gittim
uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

süt içtim acım hafiflesin diye
çikolata yedim bir köşeye çekilip
zehrimi alsın diye
sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
ilahiler öğrendim.
siz zehir nedir bilmezsiniz
zehir aşkı bilir oysa bayım!

ben işte miraç gecelerinde
bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
bir şiir aradım.
geçen üç yıl boyunca
yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
ülkem olmayan ülkemi
kayboluşumu aradım.
bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
bir ters bir yüz kazaklar ördüm
haroşa bir hayat bırakmak için.
bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

kimi gün öylesine yalnızdım
derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
annem
ki beyaz bir kadındır.
ölüsünü şiirle yıkadım.
bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
acının ortasında acısız olmayı,
kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
aşk diyorsunuz ya,
işte orda durun bayım
ıslak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
kendimin ucunda
öyle ıslak,
öyle kötü kokan,
yırtık ve perişan.

siz aşkı ne bilirsiniz bayım
aşkı aşk bilir yalnız!
Didem MADAK

Reklamlar
yorum
  1. unsigned-char dedi ki:

    Şiir çok güzelmiş. Kelimeleri böyle güzel okşayan insanlar çok nadir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s