Size baba diyebilir miyim amca?

Yayınlandı: 31/01/2012 benibozmaz tarafından Uncategorized içinde
Etiketler:, , , , ,

Bir toplantı için oradayım. Tesadüfe bakın ki birkaç gün önce O’nun da orada çalışıyor olduğunu öğreniyorum. Hiç heyecanlanmıyorum ama yine de umarım karşılaşmayız diyorum. Ben de bir çok erkek gibi bıraktığım bir şeyi uzun zaman geçmiş olsa da bıraktığım gibi bulmak isterim. Çocukluktan kalma kısmi otistik bir saplantı işte. İşte bu kadını da bıraktığım gibi bulamayacağım için görmek istemiyorum. Birsürü risk var tedirgin olmamı gerektirecek. Mesela yaşlanmış ve çirkinleşmiş olabilir. Bu bana kendi halimi anımsatacağı için ayrıca rahatsız edici olacak. İnsan güzel kadınları hep güzel halleriyle anımsamak istiyor. Hiç yaşlanmamış ve çirkinleşmemiş de olabilir. Bu daha da korkunç aslında. Üstelik evlenmiş ve mutluysa.. Düşünsenize bıraktığınızdan daha iyi bir durumda. Hatta zamanla deneyim kazanmış, daha hoş giyiniyor, daha ustaca makyaj yapıyor, üzerine bir sakinlik çökmüş, huzurlu. Uzaktan kedinin ciğere baktığı gibi bakıyorsunuz ve şanslıysanız görünmez olup kayboluyorsunuz. Sonra uzunca bir zaman midenize inen koca bir yumruk olyor geçmişten bu güne uzanan o güzellik. Şanssızsanız sizi görüyor ve yanınıza gelip sohbete başlıyor o anlattıkça siz çöküyorsunuz. Şanssız ve  salaksanız şansınızı demek istiyorsunuz ve siz gidiyorsunuz. (Yıllar sonra bir gece daha muhteşem olmaz mıydı?). Tüm sevecenliğiyle size sarılıyor, sohbet başlıyor ve size mutlu evliliğinden, çocuklarından bahsediyor. (Çocuklar diyorum. İki çocuğa rağmen hala çok güzel. Kafanı duvarlara vur).

Zoraki bir gülümsemeyle ve ilgiyle dinliyorsunuz. Ruhun göt olması böyle bir şey işte. Bıcır bıcır anlattıktan sonra size soruyor, “ya senin hayatında neler oldu?”. “Aynı tas aynı hamam taşakları tartmaya devam”, diyemiyorsunuz. Sürekli gezdiğinizden, evliliğinizin ne kadar güzel ve anlamlı gittiğinden bahsediyorsunuz. Evcil hayvanınızdan, ailenizden, yeğenlerinizden, işlerinizden bahsediyorsunuz. O arada bir umut ışığı yanıyor zihninizde. Evet ben bunca yıl sonra onun karşısında yöneticiyim, hem de çok üst düzeyim ona göre. Tam bu müjdeyi verecekken aklınız başınıza geliyor ve karşınızdakinin üniversiteki uzun boylu yakışıklı Berk olmadığını anımsıyorsunuz. Ruhun uzun süren göt oluşu…

Buraya kadar benim başımdan geçen hikayeyi de az çok tahmin etmişsinizdir. Karşımda bütün ışıltısıyla ailesinden bahseden bu kadının kocasına saydırmaya başlamam tam da “boşanmamıza rağmen hala iyi görüşüyoruz” demesiyle sonlandı. Bir anda “valla mı?” diyerek sevincimden oynayasım geldi. Herşey benim lehimeydi artık. Bu konuşma hüsranla sonuçlanabilirdi, akşam kahve içmeye davet etsem de reddetse zerre umrumda olmazdı. Ne bileyim o anda senin de tipin kaymış, moruklamışsın falan dese “sorma ya yaşlandık ahaahaha” falan derdim yani o derece keyifliydim. Ama o dakikadan sonra herşey leyhimeydi. “Toplantın kaçta bitiyor” pasını, “sen ne zaman istersin” yanıtıyla gole dönüştürdükten hemen sonra salona gidip paltomu aldım ve bahar pastanesine doğru yola çıktık. Sohbet muhabbet derken neredeyse boyu kadar bir kızı olduğunu söyledi. Biz birlikteyken çocuksuzdun anımsadığım kadarıyla dedim ve orta sahadan şutu çekti, “senden ayrıldıktan kısa bir süre sonra anne oldum”. GOOOOOLLLL.. .Hayır yanlış görmüşüz gol değil, top auta da çıkmamış. Kadın forvetin orta sahadan abanarak çektiği şut kalecinin yani bendenizin taşaklarda, katyuşa füzesi hızıyla patlamış.

Uzun bir sessizlik…

Yüzümün seyirmesine engel olmaya çalışıyorum..

Ellerimi nereye koysam..

Sorsam..

“Çocuğu benden mi peydahladın?”

İnsan ol biraz böyle mi sorulur.

“Heyy baba olduğumu 10 yıl sonunda mı öğreniyorum!”

Yavşak mısın nesin. Amerikan romantik komdisi sanki.

“Nolur çocuğun beden olmadığını söyle nooluur!”

Benden değilse bile sırf pislik olsun diye tersini söyler bunu dersem. Ben olsam öyle yapardım yani.

….

Tüm gerginlik anlarımdaki gibi bir süre sonra sakin görünmeyi başardım. İşle ilgili birkaç telefon görüşmesi yaptım özür dileyerek. Bir kahve daha söyledim. Saç şekline ve kolyesine iltifat ettim. Gülümsettim.. O da bana iltifat etti. Gerginlikten mutlu bile olamadım. Sonra kaçınılmaz olay gerçekleşti. Fotoğraflar çıkarıldı. 4 yaşındaki oğlanın fotoğrafını gösterdi ilkin. Tipik muhacır çocuğu. Dedim “bunun babası da mı Selanik göçmeni”. Öyleymiş. “Kartpostal bebesi imal etmişsiniz”, dedim, gülüştük. Gittikçe gevşiyordum. Bir buzulu bile buharlaştırabilecek sıcaklıktaki gülümseyişiyle uzun uzun baktı bana. Gözlerinden sevecenlik ve huzur okunuyordu. Gözlerini gözlerimden ayrımadan cüzdanından başka bir fotoğraf çıkardı usulca önüme bıraktı. Bu da ilk göz ağrım, Deniz, dedi.

…. Kocaman siyah gözler.. Uzun kirpikler.. İri dalgalı saçlar..  İrice ama güzel bir burun..

Elim ayağıma dolandı sonra. Kilitlendim kaldım. Burcu nedir falan diye soracak oldum, “aaa geç kalmışım ben, çocuğu kreşten almam lazımdı” diyerek apar topar aldı çantasını. Kısacık bir vedalaşmadan sonra çıktı gitti. Sonrası ruhun çok da uzun sürmeyen yıkımı.. Ardından kafadaki tilkiler göt göte verip mesaiye başlıyor. “doku örneği alıp tetkik yaptırtsam”, “ya doğrudan sorsam, kızım bu çocuk benden mi?”, “saçmalama lan, gidip yakından görsem anlarım zaten, hani benimse kadım kaynar falan”, “aynı kızkardeşimin çocukluğu ama”, “arkadaşlardan rica edip nüfus bilgilerine ulaşsam”, “sms atıp sorayım en iyisi, bu çocuk sanki bana benziyor?”, “salak olma senin derse ne yapacaksın”. Sonra planların arasına sıkışan 9 yaşında bir kız çocuğuyla il tanışma ve babalık denemeleri. Hayali bile tuhaf. Allahtan renk vermedim, anlasaydı madara olurdum, diyorum kendi kendime…

Hesabı nasıl ödedim, mekandan nasıl çıktım bilmiyorum. İlk uçakla uzaklara kaçmaya karar vermişken telefonumun titrediğin hissettim. Bir MMS.. Esmer bir erkek fotoğrafı.. Kara kaşlı, kara gözlü, uzun kirpikli, yakışıklı, dalgalı saçları var. Burnu biraz büyük gibi.. Anlamaya çalışırken altındaki yazıyı gördüm “eski kocamın fotoğrafı, bunu görmek seni biraz rahatlatabilir diye düşündüm :)”.

10 bira üstüne 3 saat çişini tutan adamın tuvaletteki hali gibiydi sonrası. Gevşedim, ısındım, yüzüme aptal bir sırıtma yerleşti. Kafayı mı yedin lan niye saçma sapan şeyler düşünüyorsun, dedim kendi kendime. Eski bir Urfa türküsü söyleyerek yokuş aşağı yürürken adamın suratı gözümün önüne geldi. Yakışıklıydı. Bir anda moralim bozuldu. “şerefsizin evladı mal bulmuş mağribi gibi kapmış hatunu hemen” dedim. Çocuk da çok güzeldi. Kendimi hayal ettim o yaşta bir kız çocuğuyla tatilde, alışverişte, sinemada….Unutmaya çalıştım.

Reklamlar
yorum
  1. marca dedi ki:

    senin yerine ben tutuştum.

    korktum.

    geçmiş olsun cancağızım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s